MADENSUYU VE SAĞLIK     MADENSUYU MUCİZESİ     MADENSUYU POTANSİYELİ


MİNERALLİ SU İÇİN; İÇİRİN

MİNERALLERİN ÖNEMİ

PRATİK BİLGİLER

DOĞRULAR & YANLIŞLAR

SPORCULAR İÇİN

KAYNAKLAR – UYARILAR



MİNERALLİ SU İÇİN; İÇİRİN

Çünkü, içeriğindeki pek çok mineral sayesinde mineralli sular, insan sağlığına olumlu katkıda bulunuyor. Örneğin magnezyum içeriği yüksek mineralli su tüketenlerde kalbe bağlı ani ölümlerin görülme sıklığı azalıyor, prostat ve meme kanseri daha seyrek görülüyor. Yüksek kalsiyum içeriği kemikleri sağlamlaştırarak, osteoporozdan koruyor, kalsiyum ve magnezyum ikisi birlikte damar ve kasların düzenli çalışmalarına yardımcı oluyorlar. İçilen mineralli suyun bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise, asit fazlalığı ile seyreden mide hastalıklarında mide asidini düzenleyici, aynı zamanda şeker hastalığını destekleyici ve kan basıncını düzenleyici etki gösteriyor. Sülfat ise, karaciğer ve safra kesesi ve yollarının düzenli çalışmasına yardımcı oluyor.

MİNERALLİ SULARDA MAGNEZYUM

Mineralli sular ile yapılan çalışmalar yüksek magnezyum içeriğinin kalp ve damar sağlığı açısından önemini ortaya koymuştur. Yüksek Magnezyumlu su tüketen topluluklarda ani kalp ölümlerinin daha az görüldüğü kanıtlanmıştır. Yüksek magnezyumlu mineralli suların ayrıca prostat ve meme kanserinin görülme sıklığını azalttığını bildiren yayınlar bulunmaktadır. Avrupa Birliğinin kabul ettiği yasal düzenlemeye göre bir mineralli suda magnezyum değeri en az 50 mg/L ise, o su magnezyumdan zengin sayılır. Almanya'da ise bu değer 150 mg/L düzeyindedir. Ülkemizde piyasada satılan şişelenmiş mineralli suların ondört tanesinde magnezyum düzeyi 50 mg/L üzeri, iki tanesinde 150 mg/L üzerinde olduğu Anabilim Dalımızca yapılan bir çalışmada gösterilmiştir.

MİNERALLİ SULARDA KALSİYUM

Kemik ve diş sağlığının oluşmasında ve korunmasındaki en önemli elementlerden biri olan kalsiyum, mineralli su içimi ile vücuda alındığında en az süt ve süt ürünlerindeki kalsiyum gibi etkili olmaktadır. Çok sayıda araştırma göstermiştir ki, menopoz sonrası osteoporozu olan kadınlarda yüksek kalsiyumlu mineralli su içilmesi ile vücuda alınan kalsiyum, vücutta aktif etki göstermekte ve osteoporozun önlenmesinde yararlı olmaktadır. Maden sularında kalsiyum için kabul edilen Avrupa birliği değeri en az 150 mg/L dir. Türkiye'de şişelenmiş maden sularının on iki tanesi 150 mg/L nin üzerinde ve bunlardan beş tanesi de 300 mg/L üzerinde kalsiyum içermektedirler.

MİNERALLİ SULARDA BİKARBONAT

Mineralli sularda en sık bulunan anyon olan bikarbonatın sindirim üzerine olumlu etkileri çok eskiden beri bilinmektedir. Bu tip mineralli suların asit fazlalığı ile seyreden mide hastalıklarında (mide yanmasında) mide asidini nötrletici, şeker hastalığında şeker metabolizmasını destekleyici etki gösterdikleri günümüzde kanıtlanmıştır. Ürik asit atılımını arttırıcı ve idrarda taş oluşumunu önlemedeki etkileri nedeniyle, bikarbonatlı suların içilmesi Gut hastalığı ve bazı böbrek taşlarında (ürik asit ve sistin taşları) destekleyici tedavi olarak kullanılmaktadır. Maden sularında bikarbonat için kabul edilen Avrupa Birliği değeri 600 mg/L dir. Türkiye'de şişelenmiş mineralli sular bikarbonat açısından oldukça zengindir ve yirmi tanesinde bikarbonat düzeyi bu değerin üzerindedir.

MİNERALLİ SULARDA SÜLFAT

Mineralli sulardan sülfat içeriği yüksek olanlarının içimi bağırsakların çalışmasını arttırıcı etkileri nedeniyle kabızlığa eğilimde olumlu sonuçlar vermektedir. Safra kesesini çalıştırıcı ve safra yapımını arttırıcı etkileri de sindirim sistemi üzerindeki yararlı etkilerinden diğerleridir. Ayrıca, idrar yollarında kalsiyum fosfat taşlarının önlenmesinde, özellikle kalsiyum sülfatlı sular etkin bulunmuştur. Sülfatlı mineralli sular için kabul edilen Avrupa Birliği değeri en az 200 mg/L dir. Ülkemizde şişelenmiş maden sularında sülfat düzeyi iki tanesinde bu değerin üzerinde, birkaç tanesinde ise buna yakın değerlerdedir.

Sonuç olarak, vücudumuzun gereksindiği hem magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerin sağlanmasında, hem de sindirim ve barsak sistemleri ve metabolizma üzerindeki olumlu ve sağlıklı etkileri nedeniyle, maden suları günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

Günde en az 1 şişe maden suyu içelim ve içirelim.

Başa Dön

MİNERALLERİN ÖNEMİ

DOĞAL MİNERALLİ SULARDA MİNERALLER ve SAĞLIK AÇISINDAN ÖNEMLERİ

Doğal Mineralli Sularda Mineraller ve Sağlık Açısından Önemleri

Kalsiyum Kemik, diş ve kalp sağlığı, kan pıhtılaşması, sinir uyarı iletimi

Magnezyum Kalp, kas ve sinir sağlığı ve enerji üretimi

Sodyum Su-elektrolit dengesi, sindirim desteği, asit-baz dengesi, uyarı iletimi

Potasyum Hücre metabolizması, su dengesi

Florür Diş ve kemik sağlığı

Iyodür Troid bezi fonksiyonları desteği

Klorür Su-elektrolit dengesi, sindirim desteği

Bikarbonat Mide fonksiyonları, kan ve idrarda asit-baz dengesi

Sülfat Kalın barsak fonksiyonları, safra kesesi ve fonksiyonlarının uyarılması

DOĞAL MİNERALLİ SULARIN FİZYOLOJİK VE TERAPÖTİK ETKİLERİ

Mineralli sularda çözünmüş bulunan kalsiyum, magnezyum, sodyum ve klor gibi ana minerallere ve flor, iyot gibi eser elementlerin ve mineralli sulardaki bikarbonat ve sülfat gibi iyonların bir dizi fizyolojik fonksiyonlar üzerine destekleyici etkileri ve bazı hastalıklarda da terapötik yararları söz konusudur.
Bu etkiler tek tek sistemler özelinde kısaca şöyle özetlenebilir;

Böbrekler üzerinde; Mineralli sular böbrek ve idrar yollarında taş oluşumunu önlerler. İdrar yolu enfeksiyonlarında özellikle bikarbonat, magnezyum ve kalsiyum içerikleri yüksek mineralli sular iltihabı geriletici etki gösterirler. Boşaltım sisteminin birçok hastalığında böbrek fonksiyonlarını destekleme ve geliştirme amacıyla bol su içilmesi, özellikle de mineralli su içilmesi temel önlemlerdendir.

Metabolizma üzerine; Mineralli sular özellikle sülfatlı olanlar, safra kesesi tembelliğinde yararlıdır ve pankreas fonksiyonlarını da desteklerler. Diyabet'te sodium bikarbonatlı sular insulinin etkisini güçlendirir ve karbonhidrat metabolizmasını iyileştirirler. Yine, hem idrar miktarını, hem de idrar pH' sını, hem de idrarla ürik asit atılımını arttırırlar, bu yüzden Gut Hastalığı'nda krizlerin ve ürat taşlarında da yeni taş oluşumunun önlenmesinde yararlıdırlar.

Sindirim sistemi üzerine; Günümüz insanının, az su içme alışkanlığı, minerallerden yetersiz beslenme, hareket azlığı ve sedanter yaşam gibi özellikleri, sindirim sistemi rahatsızlıklarının başlıca nedenleridir. Bunların başında da habitüel kabızlık gelir. Burada sülfatlı (600 mg/L-1200 mg/L) mineralli sular oldukça yararlıdır.

Başa Dön

PRATİK BİLGİLER

MİNERALLİ SU İLE SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN PRATİK ÖNERİLER

Mineralli su her yer ve koşulda hizmete hazırdır; birçok kişi, özellikle ileri yaşlılar susama hissine göre su içer. Sonuç, günlük gereksinimden çok daha az miktarlarda su içilmesidir. Bunu önlemek ve yeterli su içilmesini kolaylaştırmak için, evde ve işte mineralli su gözle görünür ve kolay ulaşılır yerlere yerleştirilmelidir. Böylece yeterli su içmenin unutulmaması garantiye alınmış olur.

Sıcak günlerde daha fazla mineralli su tüketilmelidir; Yazın, aşırı sıcak günlerde terleme ile büyük miktarlarda su kaybı olabilmekte, bununla orantılı su gereksinimi de günlük gereksinimin 2 yada 3 katına kadar çıkabilmektedir. Sokağa çıkılamayan aşırı yaz sıcaklarında evde, buzdolabımızda mutlaka yedek mineralli su desteğimiz olmalı ve bol içilmelidir.

Mineralli su sindirimi kolaylaştırır; Bir şişe mineralli su içerdiği karbondioksit gazıyla, tok karnına içildiğinde sindirimi uyaracaktır. Ama mineralli su aslında açlığı da bastırabilir. Yemekten önce veya yemek sırasında içilen bir bardak mineralli su hızlı bir doygunluk sağlayacaktır.

Kahve ve çay yerine mineralli su; kahve yada çay içmek yerine, mineralli su tüketimi tercih edilmelidir. Örneğin, sabah, içinden kabarcıklar çıkan bir bardak soğuk mineralli su ile güne başlamak, enerjik bir çalışma temposu ve gün boyu dinç kalmayı sağlayacaktır.

Mineralli su bir bakıma ucuz bir güzellik iksiridir; İçilen mineralli su yalnızca cilt için gerekli olan suyu sağlamakla kalmayacak, cilt fizyolojisini de destekleyerek gergin ve pürüzsüz bir cilt garantisi olacaktır. Mineralli su içildiği sürece cilt pörsük, yorgun ve solgun görünmeyecektir.

Diğer yandan mineralli su sadece içildiğinde değil, aynı zamanda dıştan sürüldüğünde, serpildiğinde, püskürtüldüğünde de cildi canlandırır ve ‘gençleştirir'; Çünkü küçük kan damarlarını ve cilt kan dolaşımını uyarır. Bunun için, CO2'li mineralli suyu bir parça pamuğa emdirip yüz ve boyna serpiştirerek, birkaç dakika içinde cildin taze ve canlı bir görünüm alması sağlanabilir.

Mutfakta da doğal mineralli su mucizeler yaratabilir; Doğal mineralli sular yalnızca olağanüstü susuzluk giderici değildir, aynı zamanda yeniliklere açık aşçıların yetenekli bir ‘yardımcısı' olabilirler. Örneğin, krep hamuru karbondioksitli mineralli su ile yoğrulmuş ise, tavada kızarınca, çok daha yumuşak olacaktır. Yağ yerine mineralli su kullanarak hafif ve az kalorili et kızartması hazırlanabilir. Ancak, tavaya konan mineralli suyun miktarı iyi ayarlanmalıdır!

Mineralli suların nitelikleri kaynağında, şişelenme işlemlerinde ve içilirken ‘bardakta' da korunmalıdır; ancak, bu şekilde mineralli suların dile getirilen yararları ve sağlık etkileri garanti altına alınmış olur.

Başa Dön

DOĞRULAR & YANLIŞLAR

MİNERALLİ SU ÜZERİNE YANLIŞ “İNANIŞLAR”

“MİNERALLİ SU FAZLA TÜKETİLMEMELİDİR”             YANLIŞ

Mineralli sularda yeraltında oluşum sürecinde erimiş halde tutulan mineraller, içme sonrası mide ve bağırsaklardan kolaylıkla emilerek vücudumuza alınır ve bir dizi fizyolojik süreçlerde önemli rol oynarlar. Özellikle çocuklar, gençler, hamile ve menopozdaki hanımlar ve yaşlılarda ön plana çıkan kalsiyum, magnezyum, sodyum ve flüorür gibi minerallere olan gereksinimin karşılanmasında mineralli su “gizli” bir kaynaktır. Günde 2,5-3 litre kadar su ve sıvı alınması fizyolojik beden fonksiyonları ve sağlıklı bir günlük yaşantı için gereklidir. Bu miktarın en az 1 litresinin mineralli su gibi doğal ve yararlı bir “sıvı” ile karşılanması tercih edilmelidir.

“MİNERALLİ SU VE SODA AYNI ŞEYDİR”             YANLIŞ

Bu yanlış “inanış” ne yazık ki sadece Türkiye'de söz konusudur. Lokantada, markette, kafeteryada mineralli su istediğinizde en iyi olasılıkla “maden suyu mu?” sorusu ile karşılaşırsınız. Ama, soda isterseniz size mineralli su servisi yapılmasını garantiye almış olursunuz. Oysa, mineralli su başka şey, soda başka şeydir. Doğal mineralli su doğal su çevriminde yeraltında oluşur ve toprakta bulunan birtakım element ve maddeleri çözünmüş halde içerir. Uygun kırık hatları (faylar) veya jeolojik yapılar olan bölgelerde yeraltındaki bir mineralli su kendiliğinden yeryüzüne çıkabildiği gibi, rezervuarından sondaj ile de yeryüzüne alınabilir. Çıkarıldığı yerde, (yani taşınmadan) doğal niteliği ve mineral kompozisyonu ve içeriği değiştirilmeden şişelenir. Soda, ise ABD'de çok yaygın tüketilen yapay bir içecektir. İşlenmiş suya (şebeke suyu), litresinde en az 750mg olacak düzeyde soda (sodyum bikarbonat) ve litresinde 2-4g düzeylerde karbondioksit katılıp, şişelenmesi ile üretilir. Mineralli su litresinde en az 1000mg ve değişik mineraller içerir. Oysa, soda sadece sodyum ve bikarbonat içerir. Deyim yerindeyse, soda “hormonlu” domates, mineralli su “doğal” domatestir. ABD'de hipertansiyonda yüksek sodyum içeriği nedeniyle sodanın tavsiye edilmemesi, Türkiye'ye mineralli suyun tavsiye edilmemesi şeklinde yansımıştır. Oysa, bir kez mineralli su soda değildir, daha da ötesi çoğu mineralli su kalp ve damar sağlığı için son derece yararlıdır ve tansiyonu düşürücü etkileri vardır. Türkiye'deki mineralli sular hipertansiyonlu kişilerce rahatlıkla tüketilebilir.

“ÇOCUKLAR MİNERALLİ SU İÇMEMELİDİR”             YANLIŞ

Mineralli sular tüm yaş dönemlerinde olduğu gibi sağlıklı bir çocukluk için de vazgeçilmez bir sağlık ürünüdür. Çocuklarda özellikle uygun düzeylerde kalsiyum ve flüorür içeren mineralli sular kemik ve diş gelişiminde büyük destek sağlarlar. Çocukların “gazlı” fast food içecekleri yerine mineralli su içmeleri teşvik edilirse, yaşam boyu sağlıklı kemikler ve çürüksüz dişlere sahip olmaları garanti altına alınabilir.

“MİNERALLİ SU CİLDİ BOZAR”             YANLIŞ

Mineralli suların uygun düzeylerde taşıdıkları mineraller, içilme ile vücuda alınarak birçok sistem ve organ fonksiyonlarında yaşamsal rol oynar. Sağlıklı, düzgün ve gergin bir cilt için de yeterli su ve mineralli su alınımı gerekir. Mineralli suların “genç” bir cilt için oynadıkları rol, dıştan tatbik ile güçlendirilebilir. Bir çok güzellik ve kozmetik ürününün üretiminde mineralli su kullanılması bu yüzdendir. Başka bir işleme tabi tutulmadan, doğal haliyle şişelenip, sprey olarak kullanılan mineralli su da hem etkili bir kozmetik ajan hem de sağlıklı bir cilt temizleyici ve nemlendiricidir.

“MİNERALLİ SU BÖBREK TAŞI YAPAR”             YANLIŞ

Tam tersine, böbrek taşlarının oluşumunda ana neden, yetersiz miktarda su ve mineralli su tüketimidir. Başka bir deyişle, yaşam boyu düzenli ve yeterli miktarda su ve mineralli su içmeyen insanlarda böbrek taşı oluşma riski daha yüksektir. Bunun da ötesinde, böbrek ve idrar yolu taşı oluşmuş insanların günde 2 litre kadar mineralli su tüketmeleri özellikle tavsiye edilir; çünkü özellikle bikarbonat içeriği yüksek olan mineralli sular en sık rastlanan taş tipi olan ürat taşlarının oluşumunu önleyebilmektedir. Ayrıca, günümüzde böbrek taşlarının ameliyatsız kırılması sonrası dönemde de mineralli su içme kürleri kullanılmaktadır.

“MİNERALLİ SU KAYNAĞINDA İÇİLMELİDİR”             YANLIŞ

Mineralli su, şişe kapağı açılmadığı sürece kaynağındaki orijinal doğal mineral kompozisyonu ve temizliğini korur. Şişelenmiş mineralli sularda dolumdan belli bir süre sonra kapak ve özellikle plastik ambalajdan şişelenme sırasında “basılan” karbondioksit gazının “kaçması” söz konusudur. Raf ömrü olarak ta ifade edilen son kullanma tarihi geçince, karbondioksitin düzeyi ve ona bağlı içimi kolaylaştırıcı etkisi azalacağından, içme sırasında mineralli su tadının değişik ve “bozulmuş” algılanması söz konusu olabilir. Aslında, şişelenen mineralli suyun hem mineral kompozisyonunun hem de mikropsuzluğunun korunmasında içerdiği karbondioksit gazının etkili olduğu bilinmelidir.

“MİNERALLİ SU ASİTLİDİR”             YANLIŞ

Tersine mineralli sularda, aslında mide asidini tamponlayan bikarbonat bulunmaktadır. Mide ekşime ve yanmalarında halk arasında çok iyi bilinen maden suyunun yararlı etkisi de buna bağlıdır. ‘Asitli' denilen içeceklerin ortak özelliği ise karbondioksit gazı içermeleridir. Bu tür “gazlı” içecek üretiminde, içimi kolaylaştırıcı ve içeriği sabitleştirici etkileri nedeniyle karbondioksit gazı şişeleme sırasında içeceğe eklenir. Mineralli sulara da aynı nedenlerle karbondioksit “basılır”. Karbondioksit gazı dilimiz ile temas ettiğinde geçici olarak tat algılayıcılarını uyuşturduğu için, mineral tadı algılanmasını baskılayarak içimi kolaylaştırmaktadır. Gazı “kaçmış” içeceklerin tatsızlaşması, azalmış olan karbondioksit içerikleri yüzündendir. Yine, mineralli sular da dahil “gazlı” ürünlerin soğuk içilmesinin önerilmesi, soğuk ta içecek içinde çözünmüş olan karbondioksitin korunmasıdır. Çünkü sıvı ve suda çözünürlülüğü sıcaklık ile ters orantılıdır.

Başa Dön

SPORCULAR İÇİN

SPOR AKTİVİTELERİNDEN ÖNCE MİNERALLİ SU

Bir spor aktivitesine katılmadan önce ve sonrasında görülen kilo kaybı, asılında tamamen terleme ile su ve mineral kaybına bağlıdır. Bu kayıp spor sonrası mutlaka yerine konmalıdır. Bunun en iyi yolu da doğal mineralli su içilmesidir. Yapılan spor tipine göre kaybedilen su miktarları aşağıdaki tablo'da verilmiştir.

Spor Aktivitelerinde Kaybedilen Su Miktarları

Spor Tipi Su Kaybı

110 m koşu 0,1 litre

90 dakika tenis 2,0 litre

90 dakika futbol 3,0 litre

Maraton koşusu 4,6 litre

Maraton, triatlon 20 litre

Başa Dön

KAYNAKLAR – UYARILAR

Sitemizde bulunan bilgiler İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. M. Zeki Karagülle tarafından derlenip ve düzenlenmiştir. Başlıca kaynaklar olarak, aşağıdaki yayınlar kullanılmıştır;

1. Karagülle M Z (Ed): Şişelenmiş Doğal Sular ve Sağlık, Vizyon Matbaacılık, 2001, İstanbul

2. Karagülle M Z (Ed): Doğal Mineralli Sular ve İnsan Sağlığı, Promat, 2002, İstanbul

3. Karagülle M Z (Ed): Balneoloji ve Kaplıca Tıbbı, Nobel Tıp Kitabevi, 2002, İstanbul

UYARI: Bu sitede yer alan bilgiler tümüyle bilgilendirme ve aydınlatma amaçlıdır. Doktor önerisi ve kontrolü dışında herhangi bir şişelenmiş mineralli suyun tedavi amaçlı kullanımı doğru değildir ve böyle bir durumunda sorumluluk kullanana aittir.

Bu sitede yer alan bilgiler kaynak gösterilmeden ve izinsiz kullanılamaz.

Başa Dön